DuaDenizi.Com Dua Ufkunuz İslami Forum
Kapat
   
©
Daha Kaliteli Hizmet İçin Üye Olunuz
banner
Namaz Vakitleri
Üc Aylara Özel Kur'an-ı Kerim Hatim
banner
Salavat-ı Şerife Kampanyası 2014
banner
Her Girişimizde Bir Salavat-ı Şerife Getirelim
 
 
 
Go Back   DuaDenizi.Com - Dua Ufkunuz | İslami Forum > ALLAH (C.C.) VE KUR'AN-I KERİM > Kur'an-ı Kerim > Kârilerimiz
Yükleniyor...
Kârilerimiz Kur'an-ı Kerim'i Kıraatlı Okuyan Hafızlar

 
 
 
  Yeni Konu Ekle        Yeni Cevap Ekle  
 
LinkBack Seçenekler Arama
Standart Şeyh Muhammed Sıddîk EL-Minşâvî (Bedîü'l - Kurrâ) #1
  Konunun Açıldığı Tarih:  17.Kasım.2008, 13:46
  Bu Konu 4365 Kez Görüntülendi ve 22 Cevap Yazıldı.
Gencimam Gencimam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gencimam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  Yer: İstanbul / Elâzığ
  Konularım: 1063
  Mesajlarım: 1.613
  Aldığı Dua: 232
  Ettiği Dua: 0

Standart Şeyh Muhammed Sıddîk EL-Minşâvî (Bedîü'l - Kurrâ)

الشيخ محمد صديق المنشاوي


BEDÎ’ÜL KURRÂ ( ASRIN KUR’ÂN OKUYUCUSU )



1920 TÂRİHÇE-İ HAYATI 1969


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz! Üye Olmak İçin Tıklayınız...]

1953

“Büyüklerin tarih-i hayatları okunurken, ulvî menkıbeler söylenip aziz hâtıraları anılırken, insan bambaşka bir âleme girdiğini hissediyor. Gönlünü, ter temiz sevgi hislerinin ulvî ateşi yakıyor ve İlâhî feyzi sarıyor. Tarih öyle büyük hafız ve kâri’ler kaydeder ki, birçok büyük hafız ve kâri’ler onlara nisbetle küçük kalır.”

En derin bir ihlas ve samimiyetimizle takdim ettiğimiz bu mübarek tarihçe, hemen yarım asra yaklaşan bereketli ömrünün her ânı Kur’ân-ı azimüşşâ’nın devamlı olarak kıraat ve tilâvetiyle geçen “Hüzün memleketinin sultanı, Andelib-i Kur’an” olan Muhammed Sıddîk El-Minşevî hakkındadır.(Rahmetullâhi Aleyh)

Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşevî’nin kıraattaki büyüklüğü; nev’inde ve şeklinde ve mekanında yekta ve müstesna bir kâriüzzaman sıfatından başka bir şey değildir.

Şeyh Fethi El-Melici’nin dediği gibi; “Muhammed Sıddîk, kâri ibn-i kâri’dir. Yâni, meşhur ve büyük bir kâri’nin oğludur.Adeta Nur’dan doğmuş bir Nur’dur. Ve öyle bir yıldızdır ki, kendisinden daha büyük bir yıldızdan gelmiştir.” Fetanet ve zekavetiyle iştihar etmiş müstesna bir İlâhi mevhibedir, lütuftur.

Okuyuşundaki ihlâs, yüzündeki nur ve lisanındaki tatlılık, okumaya başladığından ta bitirinceye dek, her daim okuyuşunda hissedilen yekta bir kâri’dir. Böyle bir kâri’ daha dünyaya gelmemiştir.(Asr-ı saadet müstesna)

O, Yusuf Aleyhisselam’ın hüznünü sinesinde saklıyan, hüzün memleketinin sultanıdır.

Evet Muhammed Sıddîk, bu yönüyle Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ın en fazla övgüsüne mazhar olmuş Kur’an’ın hüzün medresesidir.. Zira Hadiste vardır ki: “ Bu Kur’an hüzünle inmiştir. Her kim Kur’an okursa hüzünlensin.” Başka bir hadis-i şerifte de manen buyuruluyor ki, “ Sizin en güzel Kur’an okuyanınız, bu Kur’anı hüzün ile okuyandır.”

Hani Asr-ı saadette İbn-i Mes’ud Radiyallahu Anhu bir gün, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm’a Nisa suresinden bir âyet okudukları vakit, nasıl ki O şefkatli Resul, hüzünlenip gözlerinden yaşlar akmaya başlamış.Aynen öyle de ;bu asırda da, Muhammed Sıddîk Minşevi dahi, İbn-i Mes’ud gibi öyle büyük bir nimete nail olmuş ve binlerce dinliyenini göz yaşlarına boğmuş ve adeta asr-ı saadetten kesit ve tablolar sunmuştur ve sunmaktadır biiznillâh...

Demek oluyor ki, Kur’anı en güzel okumanın yolu hüzünle okumaktan geçiyor.Ve bu övgüye bütün meşhur kâriler içinde daha ziyade mazhar olan, Şeyh Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşevî’den başka, daha kâri’ yoktur kanaatindeyiz. Bu konuda çok ehl-i kalb ve ulema-i Kur’an müttefiktirler. Her kim bizim bu kanaatimizde şüphe ederse, Şeyh’in okuduğu herhangi bir sureyi safvet-i kalb ve huşu içinde dinlesin. İnşaallah şüphesi zayi olacak ve bu muhteşem Kur’an bülbülüne hayran kalacaktır inşâAllah.


Gencimam üyemizin imzası



Konu Gencimam tarafından (18.Kasım.2008 Saat 10:10 ) değiştirilmiştir..
  Alıntı ile Cevapla
 
Alt 17.Kasım.2008, 13:51   #2
Gencimam Gencimam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gencimam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  Yer: İstanbul / Elâzığ
  Konularım: 1063
  Mesajlarım: 1.613
  Aldığı Dua: 232
  Ettiği Dua: 0

Standart

KRONOLOJİK HAYATI


Minşevî ailesi, Mısır’ın güney bölgesinde “Beyt’ül Kur’ân” Yani, Kur’an evi diye tarif edilen bir ailedir. Kur’ân-ı Hakîm’in hıfz ve ilimlerini ta’lim etmek üzere gayet ağır bir yükü omuzlarında taşımaya çalışan..ve Mısır’ın her tarafına zühd ve takavada nâm salan ender bir Kur’ân ailesidir.

Evet nasılki, mübarek ve gayet yüksek bir ağaç her tarafa kök,dal ve budaklar salsa,elbetteki ekser insanlar ondan istifade ederler. Aynen öyle de, Minşevî ailesi dahi, böyle mübarek ve yüksek bir ağaç gibidir. Kökleri tevazu toprağı altında intişar etmiş. Gövdesi ise, Kur’an’ın hıfz ve güzel okuyuşu cihetiyle dal ve budaklar salarak etraf-ı âleme Kur’ân-ı azimüşşânın hakkaniyet ve güzelliklerini neşretmiştir.

İşte Muhammed Sıddik Minşevi, bu mübarek Kur’an ağacının en âlî ve en güzel ve en tatlı meyvesidir.



BABASI


Babası Sıddik Seyyid Minşevi.. Dünya ve içindeki her şeyi manen terk etmiş, zühd ve takvada yekta.. Hem ulûm-u Kur’aniyye ve tilavette emsalsiz bir kâri’.. Şöhret ve riyadan şiddetle uzaklaşan Kur’an hadimi bir zât-ı mübarektir.1898 yılında dünyaya gelmiştir.

Şeyh Sıddik Seyyid , sabah namazından sonra 4 oğlunu okutur, Kur’anın hıfzına dair çalışma ve gayretlerini tedkik ederek eksiklerini ta’lim ederdi. Sıddik Seyyid Minşevi, maal-esef oğlu Muhammed Sıddik’ın muhteşem şöhretinden dolayı değeri pek anlaşılmamış ve üzerinde durulmamıştır. Harfleri aslî yerinden çıkarmada pek mahirdir. M. rifat, Mustafa İsmail ve Mahmud Halil Husari ile beraber anılır.

Sıddik Seyyid Minşevi, 1958 yılında mescid-i Haramda imamlık yapma şerefine eren ve Suud’lu olmayan ilk ve son kişi ünvanına haizdir. Muhammed Rif’at bu hususta kendisini çok takdir ederdi. M. Rifat gibi Kur’an için para almamıştır.Bir gün bir evde okuyuştan sonra ev sahibi cebine para koymuş.Eve gelince haberi olmuş.Ve gidip o cüz'i parayı sahibine geri vermiştir.Mısır ve Arab devletlerinde İhlas, ibadet ve takvada zamanının feridi, teki idi.Allah şefaatına nail eylesin.



AMCASI


Amcası Ahmed Seyyid.. Kral Faruk’un sarayında kâri’ olmayı reddeden müttaki ve kerim bir zattır. Şöyle ki: Kral bir gün, amcasına adamlarından birini gönderir ve saray kârisi olmaya davet eder. Ahmed Seyyid ise,aslında reddetmez. Lakin bir şart öne sürer. O da şudur:

Kurân’ın okunduğu vakitlerde Kral’dan bütün kahvehânelerdeki tavla ve içkiyi yasaklamasını ister. Zira Kur’an ,haşmet ve celal sahibi bir zatın kelamı olduğundan,bu gibi süfli işlerle iştiğal etmeğe elbetteki cevaz yoktur der. Kral da: Bu zor bir iştir. Her kahveye bir polis mi dikeyim diye cevap verir. Ahmed Seyyid ise, o halde ben dahi bu şekilde bu teklifi kabul etmem mümkün değildir der. Kral da, anlayışla karşılıyarak takdir eder.


Gencimam üyemizin imzası


  Alıntı ile Cevapla
 
Alt 17.Kasım.2008, 13:54   #3
Gencimam Gencimam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gencimam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  Yer: İstanbul / Elâzığ
  Konularım: 1063
  Mesajlarım: 1.613
  Aldığı Dua: 232
  Ettiği Dua: 0

Standart

DOĞUMU VE ÇOCUKLUĞU



Kur’ân-ı Âzimüşşân’ın yedi vech-i i’cazından olan lafzındaki fesâhat ve selâseti,tamamen bir mevhibe-i İlâhi olarak kıraat ve tilavetinde temessül edip yansıtan ve son asrın ender kâri’ ve hafızlarından olan ve tilavette “Nâbiğa-i zaman”( Zamanın eşsizi) diye isimlendirilen Üstad Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşevî, Mısır’ın başkenti Kahire’ye uzaklığı 500 km olan “Suhac “merkezine bağlı “ El-Munşee” kasabasında 1920 senesi Ocak ayı Cuma gecesinde dünyaya teşrif etmiştir.

Şeyh Muhammed Sıddik Minşevi’nin üç kardeşi vardır. Bunlar: Ahmed Sıddîk, Mahmud Sıddîk ve Hâmid Sıddîk’tır. Başta babaları dahil olmak üzere bu mübarek ailenin tüm efradı kıraat-ı Kur’an ve güzel sesle meşhur olarak etrafa ün salmışlardır. Lakin içlerinden Muhammed Sıddik, gerek tatlı ve güzel sesi ve gerekse muhteşem ve hüzün dolu okuyuşuyla hepsinden daha ziyade yükselerek imtiyaz etmiş ve kendisine münhasır, lakin hiçbir kâri’nin yetişemediği bir dereceye erişmekle, müstesna bir kıraat metodu takip ederek hakkıyla “ BEDÎ’UL-KURR” unvana bahş kılınmıştır.

Şeyh Muhammed Sıddik, 4 yaşında Şeyh’i Ebu Müslim’in yanında ilk Kur’an ta’limini aldı. Ebu Müslim küçük Muhammed’in Kur’an hıfzındaki çabukluk ve zekaveti ve sesindeki tatlılık karşısında hayran kalır ve ileride haiz olacağı pek yüksek dereceyi daha o zamandan sezerek, ehemmiyetle üzerinde durur.Daima onu cesaretlendirirdi.

1928’de henüz 8 yaşına baliğ olmadan, Kur’ân hıfzını tamamlar. 1932’de yani, 12 yaşında amcası Ahmed Seyyid ile birlikte başkent Kahire’ye giderek islâmi ve Kur’ani ilimleri Şeyh Muhammed ebul-Ulâ ve Şeyh Muhammed Saudi’nin yanında tedris eyler. Sadece Kıraat ilimleriyle yetinmeyip, diğer ilimleri de ders alarak, zamanın mühim alimlerinden biri olur. 15 yaşına gelince babası ve amcasından ayrılarak, müstakil olarak okumaya başlar.


Gencimam üyemizin imzası


  Alıntı ile Cevapla
 
Alt 17.Kasım.2008, 14:01   #4
Gencimam Gencimam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gencimam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  Yer: İstanbul / Elâzığ
  Konularım: 1063
  Mesajlarım: 1.613
  Aldığı Dua: 232
  Ettiği Dua: 0

Standart

İLK EVLİLİĞİ


Muhammed Sıddîk, 1938’ de amcasının kızıyla evlenir. Bu hanımından 2 oğlu ve 2 kızı tevellüd etmiştir. Çocuklarına çok önem verir ve daima onların Kur’an ile iştiğal etmeleri hususunda bizzat ihtimam göstererek bil-fiil örnek olurdu.



GENÇLİĞİ VE ŞÖHRETİ


1953 yılında tüm radyo,televizyon ve basın organları Muhammed Sıddik Minşevi’nin; ” Radyonun ilk defa sesini çekmek için ikamet ettiği beldeye gidip, sesini kaydettiği dünyada tek kari'dir.” Haberini yayınlamışlardı.

Peki bu hadise nasıl cereyan etti? Ve Şeyh okumayı reddetti mi?.................

Şeyh Muhammed Sıddik, tatlı sesi, hüsn-ü kıraat ve tilaveti ile adeta Mısır’ın her tarafında, tüm insanların dilinde şöhret olmuştu.Adeta Muhammed Sıddik Mısır halkının sevgilisi haline gelmişti.
İşte ne zaman ki, radyo yetkilileri bu İlahi Mevhibe’yi duydular. Derhal elemanlarından birini, Şeyh’in okuduğu köye gönderdiler. Elçi, Şeyh Muhammed’e; radyoya gelip imtihana tabi olduktan ve sesi ve okuyuşu da beğenildikten sonra radyoda okumasına karar verileceğini söyler.Lakin Şeyh Muhammed Sıddik, bu talebi reddeder. Ve şöyle der:

Radyoda okumak gibi bir arzu ve isteğim yoktur. Hem, benim onun şöhretine dahi hiç ihtiyacım yoktur ve olamaz.

Sonra radyo müdürü Hammad Bey, tüm radyo mürettebat ve elemanlarını Muhammed Sıddik Minşevi’nin okuduğu beldeye göndererek sesini kaydetmelerini ister. Şeyh ise, Ramazan ayı münasebetiyle pek çok yerde ihtifallere (büyük merasim) iştirak ederek Kur’an okumaktadır.
Keza radyo ekibinin bir kısmı da babası Sıddik seyyid’in okuduğu “Useyrât” beldesine giderek sesini çekerler.Babası da, Ebu Ahmed Rihab’ın evinde Kur’an okumaktadır o esnada. Böylece her ikisinin de sesi radyo tarafından band kaydına alınarak radyo merkezine götürülür.

İşte bu hadise yani, radyonun tüm mürettebat ve mühendisleriyle bir kâri’nin evine gidip sesini kaydettiği hadisesi, dünya radyo tarihinde cereyan eden ilk ve tek hadisedir.

Radyo yetkilileri, kaydettikleri bu iki kaseti iyice dinledikten sonra hayran kalarak babası ile ikisini radyoya davet ederler.Fakat ikisi de şöhreti sevmediklerinden bu teklifi reddederler. Bunun üzerine radyo müdürü Muhammed Sıddik Minşevi’nin yakın dostlarından Abdülfettah Paşa’yı devreye sokarak kabul etmesi için ricada bulunurlar.Sonunda şeyh Muhammed, Paşa’yı kıramaz ve teklifi kabul eder.Babası ise,kesin bir red cevabı ile şöyle der: Mısır radyosuna Minşevi ailesinden oğlum Muhammed Yeter. Daha bize ihtiyaç yoktur.

Bunun üzerine Suriye ve Londra radyoları babasının sesini kaydetmek girişiminde bulunurlar. Şeyh Sıddik yine reddeder. Fakat aşırı ısrarlar üzerine sadece 5 suresinin kaydına izin verir ve der ki: “ Eğer aşırı ısrarlar olmasa idi kat’iyyen müsaade etmeyecektim.

Bu ilginç hadiseden sonra Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşevî, 1953 yılının Ramazan ayında 33 yaşında, resmen Mısır Kur’an radyosunda tilavetine başlar. İlk başladığı yıllarda iki hafta Zemalik mescidinde okur, daha sonraki iki haftada da Suriye’de tilavet ederek bir ayı böyle itmam ederdi. Suriye halkı her akşam şeyh’i iştiyakla bekleyerek, tilavetini sabırsızlıkla intizar ederleredi. Keza Mısır halkı dahi böyleydi. Sesindeki halavet ve tatlılıktan dolayı çevresinde nam salarak büyük kurrâ’ların safına sıçramış ve böylelikle ,kısa sürede on binlerin beğeni ve takdirlerini alan Minşevi’nin nam ve şöhreti; artık dünyanın her tarafına yayılmaya başlamıştır.

Muhammed Sıddik Minşevi, Mısır dışına ilk defa 1955’te Endonezya devlet reisi Ahmed Sukarno’nun özel davetlisi olarak ŞeyhAbdülbasit Abdüssamed ile beraber Endonezya’ya gitmiştir. Endonezya’da çoşkun ve Kur’an aşığı bir topluluğun muazzam hürmet ve sevgileri ile karşılanmıştır. Kur’an’a olan bağlılık ve hürmetlerinden çok etkilenen Şeyh Minşevi, okurken hep ağlamış ve Endonezya halkını da çoşkuya getirerek bütün dinliyenleri hüzne boğarak ağlatmıştır.

İşte Endonezya’da okuduğu bu müessir ve etkileyici tilavetinden dolayı 1955’te Endonezya hükümeti tarafından gayet âli bir nişan ve birincilik derecesi ile ödüllendirilmiştir.

Şeyh Muhammed, fıtri spor yapmaya özen gösterir ve yayan yürümeyi çok severdi.Lakin 1955’de araba alır. Hakikatte mal ve araba sevdası olmayan şeyh, arabayı zaruretten dolayı aldığını beyan etmiştir. Arabasını günün çoğu vakitlerinde Kahire’deki El-Hüseyni camisinin önünde park eder,işlerini yürüyerek hallederdi. Kahire’de arabaya binmezdi. Ancak Kahire dışına giderse binerdi.

Şeyh hayatı müddetince en fazla Suriye’ye gitmiş, Suriye halkını mest eden pek çok kıraatlarda bulunmuştur.Özellikle Ramazan aylarını Suriye’de ihya etmeyi pek severdi. Burada okuduğu Yusuf suresi pek meşhurdur.

Muhammed Sıddik, şeyh Muhammed Rifatı çok severdi.Sesinden ve tilavetinden etkilenir, fıtri hüznüne hüzün katardı.Radyoda kârileri çok dinlerdi. Evde olduğu zamanlar devamlı radyonun başında bulunur, Kur’an yayınlayan radyoları dinlerdi. Fikrini daima Kur’an-ı Kerim’in tefekkürü ile meşgul eder,çoğu zaman ağlardı.

1959 yılında Muhammed Rıfat’ın ölümü üzerine, babası Sıddik Seyyid’in de içinde bulunduğu bir toplulukta, bütün meşhur kâri’lerin önünde Kurân okumuş ve fevkalade takdir ve övgülere mazhar olmuştur.

Merhum ve meşhur kârilerden olan Muhammed Rıfat ise, şeyh Muhammed Sıddik için şöyle demiştir: “ O öyle bir kâri’dir ki,onun eşi ve benzeri daha dünyaya gelmemiştir.” Keza Şeyh Muhammed Sıddik’ın, ilahileriyle Mısır’da şöhret olan Taha Feşni’ye aşık olduğu da bilinmektedir.

Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşevî’nin günden güne artan bu şöhreti ,elbetteki bazı kıskanç ve hasud kârilerin damarlarını depretmiştir.Mesela bir gün 10 bin insanın toplandığı bir merasim ve toplantıda, başka bir kâri’ kendisini kıskandığından dolayı, mikrofonu idare eden kişiyi kandırarak mikrofonu bozdurur. Muhammed’in sesi zayıftır, mikrofonsuz okuyamaz diye ilan eder. Ve nitekim şeyh okurken mikrofonu bozdurur. Şeyh durumu anlayıp halkın içine yürüyerek 1 saati aşkın okur ve sesinin gürlüğü zahir olup açığa çıkar. Daha sonra O kinci kâri, defolup orayı terk etmek zorunda kalır.


Gencimam üyemizin imzası


  Alıntı ile Cevapla
 
Alt 17.Kasım.2008, 14:04   #5
Gencimam Gencimam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gencimam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  Yer: İstanbul / Elâzığ
  Konularım: 1063
  Mesajlarım: 1.613
  Aldığı Dua: 232
  Ettiği Dua: 0

Standart

OKUYUŞU


Şeyh Muhammed Sıddîk, okumaya başlarken “beyati” makamıyla başlar ve daha sonra da “rast” makamıyla devam ederdi.Genellikle meşhur hüzün makamı olan”saba” makamında okur, kalblerde derin izler bırakırdı.O, Mısır ve diğer İslam ülkelerinde okuduğu vakit, binlerce kişinin arzu ve çoşkuyla dinleyip ağladığı hüzün sultanıdır. Okuyuşunda adeta Kur’anın hüznî manalarını Allâh’ın inayeti ile konuşturur, dinleyenleri hüzün ve taraba(sevinç) boğardı.Çok kişi sadece dinlemek vasıtasıyla Kur’an-ı azimüşşanın manalarını muhlisâne ondan ders aldıklarını beyan ediyorlar.

Şeyh, hayatında gayet mütevazi ve sade görünümlü bir insandı. Gösteriş,ş öhret ve riyadan hayatı boyunca şiddetle ictinab etmiş, “Ben ecir ve mükafatımı yalnızca Allah’tan bekliyorum” olan Peygamber düsturunu kendine rehber edinmiş ve halktan kat’iyyen bir karşılık beklememiştir. Lakin kendisi her ne kadar tevazu toprağı altında kendisini gizlemeye çalıştıysa da, şöhret olmaktan kendini kurtaramamıştır.Adeta tevazu toprağı altında bir Muhammed Sıddîk iken, Allâh’ın lütfu ile milyonlar Muhammed Sıddîk inbat etmiş ve dünyanın her yerinde mübarek ismi ve baldan daha tatlı olan sesi ve hüzün dolu okuyuşuyla meşhur olmuştur.

Şeyh Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşevî, kendisine has ve emsalsiz olan kıraat şekliyle kendisinden sonra gelecek olan hafız ve kâri’lere bir model teşkil ederek milyonlar kişiyi Kur’an-ı Hakim’e hayran bırakmıştır.Mısırda Kur’an okumada tertil ekolünü başlatan ilk öncülerdendir.

Şeyh Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşevî’yi diğer meşhur hafız ve kârilerden temyiz ve ayırteden en büyük özelliği; hiç şüphesiz ki, okurken makamı hüzne çevirmesi değil, kendisine bir lütfu İlâhi olarak verilen sesinin fıtraten hazin ve müessir olmasıdır.Bu yüzdendendir ki, çok ehl-i kalb bu zatı dinler.

Coşkulu hallerinde bile hüzün vardır Şeyhin. Ama hüzün de coşku da en bariz bir şekilde adeta onda cisimleşmiş ve ona en büyük bir simge ve nişan olmuştur. Ondandır ki, hüzünlü tilaveti çok kişinin kalbini adeta fetheylemiş, daha onu görmeden aşık olmuşlardır. Bu vesileyle Kur’an-ı Azim’i dinlemeye iştiyak göstererek hayatları boyunca bu İlâhi hüzne kulak vermişler ve inşaallah kıyamete kadar vereceklerdir. Coşkulu kıratlarda elbette ki mahirler çoktur. Ama Muhammed Sıddik ise, hüzünde evveldir.


Gencimam üyemizin imzası


  Alıntı ile Cevapla
 
Alt 17.Kasım.2008, 14:09   #6
Gencimam Gencimam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gencimam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  Yer: İstanbul / Elâzığ
  Konularım: 1063
  Mesajlarım: 1.613
  Aldığı Dua: 232
  Ettiği Dua: 0

Standart

II. EVLİLİĞİ


Şeyh Muhammed Sıddik, 1960’lı yılların başında takriben 40 yaşında ikinci evliliğini yapmıştır. 2. hanımı “Suhac” iline bağlı “Ahmim” beldesindendir. Bu hanımından da 5 erkek ve 4 kız olmak üzere toplam 9 çocuğu dünyaya gelmiştir. Kendisiyle dünür olmak isteyen çok olduğu için ikinci evliliğini yaptığını ifade etmiştir.Şeyh’in iki hanımı da beraber bir evde sevgiyle yaşamışlardır.
Muhammed Sıddik’ın en büyük çocuğu Muhammed Saudi, meşhur kârilerden Muhammed Abdülhakem’in kızıyla evlenmiştir. İkinci oğlu Muhammed Şafii, Üçüncüsü Muhammed Nur, Silahlı kuvvetlerde zabit olarak çalışmakta Ömer ise, Ezher Üniversitesinde öğretim görevlisi ; Salah muhasebeci ve Tarık ise mühendis olarak çalışmaktadırlar.Rivayetlere göre oğullarının hepsi Kur’anı hıfz eylemişlerdir.

Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşevî, çağdaşları olan diğer meşhur kâri’lerle çok defa bir araya gelerek onlara muhabbetini izhar etmiş ve şerefleriyle de iftihar etmiştir. Hiç bir zaman kendisine meşhur bir kâri nazarıyla bakmamış, babası gibi tevazu mesleğinden bir zerrecik bile olsa ayrılmamıştır.Zaman zaman meşhur kari’lerden biri olan Abdulbasit ile İslam ülkelerine seyahatler düzenlemiş, beraberce muhtelif yerlerde kıraatlarda bulunmuşlardır.

Şeyh, hayatı müddetince musiki okuluna ve musiki hocalarından ders almaya gitmemiştir. Bu lahn (Ölçülü ve düzgün okuyuş) Allahın(c.c) verdiği Kur’âna has bir mevhibedir (vergidir) diyerek, bu ilâhi lütfa kanaatte bulunmuştur.

1960’lı yılların başında bir gün musiki dersi veren büyük zâtlardan biri, şeyh’e gelerek ona, Kur’an’ı daha iyi okuması hususunda kendisine ders verme teklifinde bulunur. Ve şöyle der: Ya Şeyh! Musikinin Kur’an okumada kabul ettiği en güzel ve tek ses sensinMusiki dersi almak suretiyle Kur’anı daha iyi okumak istemez misin? Şeyh ise şöyle cevapta bulunur: Ya seyyidi! Musikinin hepsi Kur’an’dan çıkmıştır.Nasıl olur ki sen, Kur’an’ı musiki eğitimi ile düzgün okutmaya çalışırsın?! Bu cevap karşısında adam mahcup olarak geri döner.

Şeyh Muhammed Sıddik, Mısır Diyanet İşleri Bakanlığı tarafından Zemalik mescidine kehf suresi okuması için tayin edilmiş ve âhir ömrüne kadar bu camide Kur’an okumaya devam etmiştir.



SU-İ KAST GİRİŞİMİ


Kendisinin anlattığına göre 1963 te bir akşam Kur’an okumaya davet edilir.Okuduktan sonra ev sahibi evde yemek ve meyve ziyafetine çağırır. Her ne kadar reddettiyse de ısrarlar neticesinde kabul etmek zorunda kalır. Bir kıskanç kâri, ev sahibinin haberi olmadan aşçıya mühim para mukabilinde şeyhin tabağına zehir attırmış ve özel olarak şeyh’e ikram etmek için emretmiş.Aşçı da vicdanında duyduğu eleme dayanamayarak hadiseyi gelip gizlice şeyh’in kulağına fısıldayarak haber vermiş ve böylece Şeyh Muhammed Sıddik, mutlak bir ölümden kurtulmuştur.
Şeyh ise, hadiseyi gayet soğukkanlılık ile karşılamış ve “ Cenâb-ı Hakk, Halim ve affedicidir” diyerek kendisine su-i kast düzenleyenleri affeder.Lakin şeyh bu kıskanç karinin ismini ölünceye kadar tüm ısrarlara rağmen açıklamamıştır.



FETÂNET VE ZEKÂVETİ


Şeyh Fethi El-Melici anlatıyor: “ Günlerden bir gün ben, Mustafa İsmail ve Muhammed Sıddîk Minşevî üçümüz bir Arab devletini ziyarete gittik.Orada Melik ve Kral’ın saraylarından bir sarayda ağırlandık. Yaşça en küçükleri ben idim. Usül gereği kaldığımız odada, dünyanın en büyük Kur’an okuyucularına benim hizmet etmem lazım iken, Şeyh Muhammed Sıddik Minşevî, kemâl-i tevazu’undan kalkar, bizlere hizmet ederdi. Sanki her ne arzu etmiş isek; istediğimiz şeyi içimizden duyar gibi, bizlere sormadan önümüze getirir ikram ederdi. Bizler ise bu duruma çok defa hayret ederdik.Hatta ben kendim, çok zaman sonra onun bu fetânet (uyanıklık) ve zekiliğini fark etmişimdir. Keza Muhammed Sıddîk El-Minşevî’nin gerçek kıymet ve değerini kâsır fehmim ve aciz lisanımla sizlere hakkıyla beyan etmem elbette ki mümkinattan değildir. Onu ancak tilavetindeki ihlâs ve sadakatinden bir derece fehmedebilir ve idrak etmiş olursunuz.


Gencimam üyemizin imzası


  Alıntı ile Cevapla
 
Alt 17.Kasım.2008, 14:13   #7
Gencimam Gencimam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gencimam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  Yer: İstanbul / Elâzığ
  Konularım: 1063
  Mesajlarım: 1.613
  Aldığı Dua: 232
  Ettiği Dua: 0

Standart

İZZETİ


Bir gün devlet başkanı Cemal Abdünnasır’ın da iştirak ettiği bir toplulukta Kur’an okumaya davet edilir.Abdünnasır bir vezirini Şeyh Muhammed’e okuması için gönderir. Veziri gelir ve der: Yâ Şeyh! Devlet reisi Abdünnasır’ın da katıldığı bir ihtifalde (merasim) Kur’an okuyup şan, şöhret ve şerefini arttırmak istemez misin? Şeyh Muhammed ise veziri şaşırtacak şu sözleri sarfederek bu gibi şöhretperestlerin karşısında izzetini muhafa eder: “Bu şeref niçin Abdünnasır’ın olmasın ki; Muhammed Sıddik Minşevi’nin sesinden Kur’anı dinleyecek...” diyerek daveti reddeder ve şöyle der: “ Abdünnasır hata etmiş ki,bana en kötü vezirini göndermiş.”


TEVÂZUU


Onca şöhretinin genişliğine rağmen Şeyh çok mütevazidir. Beyaz bir entari ve beyaz bir takke giyip evinin önüne oturur. Lakin çok kimse onu tanımazdı.Yoldan gelip geçenler, onu evin kapıcısı sanarlarmış. Hatta çok kimse Muhammed Sıddik Minşevi kimdir diye ondan sorarlardı.

Yine bir gün uzaklardan seyahat edip de, Şeyh Muhammed Sıddik’ı görmeye gelen bir zat; Şeyh’i, kapısının önünde otururken görür ve yanına gelir.Lakin tanınmamıştır. Der ki: Ey amca! Sen Muhammed Sıddik Minşevi’yi tanıyor musun? Şeyh evet der. Sen biraz bekle, ben içeri girip durumu arzedeyim. Gerçekten de Şeyh içeri girer, elbisesini değiştirir , sarığını ve gözlüğünü takar, sonra da adamı kapıda öylece karşılar. Şeyh’in böyle yapmasının sebebi ise, onca şöhreti her tarafa yayılan Muhammed Sıddik Minşevi’yi tanıyamayan adamı mahcub etmemek içindir. Zira sorduğu anda o kişi benim dese, belki de adam utanıp mahcup olacaktı. Böylece adam mahcubiyetten kurtulmuş oldu.

Şeyh oturduğu civardaki insanlarla ve yakın akrabalarıyla çok iyi geçinir çok meşhur olmasına rağmen halktan biri gibi dururdu. Fakirlere karşı çok merhametli idi. Hatta bir gün akşam yemeği için büyük bir ziyafet verir. Normalde böyle büyük ve meşhur bir zatın davetlileri elbette ki, devlet adamları, zengin ve soylu kimseler olması lazım gelir.Lakin öyle olmamıştır. Bütün hazırlıklar tamamlanır ve akşam bir bakarlar ki; davetlilerin tümü mahalle sakinlerinin en fakir ve yoksul kişilerinden oluşuyor. İşte şeyh’in peygamber ahlâkı..

Şeyh, 1966 yılı Ramazan ayını Mescid-i Aksa’da ihya etmiş devamlı bir surette ibadet ve tilavet-i Kur’anla hayatını geçirmiştir..

Şeyh-i Minşevi 1966 yılında verem hastalığına yakalanır. Doktor okumamasını tenbih eder. Lakin Kur’an aşığı olan Şeyh ise,canı pahasına da olsa bu aşkından vazgeçmeyerek, aksine yüksek sesle okumaya devam eder.Tabii bu arada hastalığı gün be-gün artmaktadır.

1968 yılında ikinci hanımı hac vazifesini eda ederken mukaddes beldelerde daha genç yaşta iken ruhunu teslim etmiş ve ahirete intikal etmiştir.


Gencimam üyemizin imzası


  Alıntı ile Cevapla
 
Alt 17.Kasım.2008, 14:19   #8
Gencimam Gencimam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gencimam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  Yer: İstanbul / Elâzığ
  Konularım: 1063
  Mesajlarım: 1.613
  Aldığı Dua: 232
  Ettiği Dua: 0

Standart

HAZÎN VEFÂTI


Yıl 1969.. Şeyh çok hastadır.Lakin içinde yanardağlar gibi fışkıran Kur’an okuma aşkı,bu hastalığını nisbeten hafifletmekte ve şeyh’i teselli etmektedir. Doktorun menetmesine rağmen hâlâ yüksek sesle okumakta ve bu aşkından vazgeçememektedir.

Artık şöhretinin zirvelerde olduğu yıldı 1969.. Tüm İslam âleminde hüzün dolu tilâvetiyle dinliyenleri gözyaşı seline boğan şeyh Minşevi,güya bu hüzünle mânen bir şeyler demek istemektedir.Yani,sizden ayrılık vakti yakındır diye manevi işaretlerde bulunuyordu. Lakin onu çok seven dinliyenleri bunu anlıyamıyorlardı. Nasıl anlasınlar ki?! İnsan çok sevdiği birisinin vefatını nasıl düşünebilir? Hatta aklının ucundan bile geçirmek istemez. İşte adeta ona hayran ve aşık olanlar dahi böyleydi.

Ama Şeyh, bu ayrılığın farkındaydı. Ona aşık olanlar için Muhammed Sıddik yanlarında idi. Ve onunla beraberlerdi. Lakin onun aşık olduğu Kur’an’ın sahibine henüz kavuşamamış, hasret çekiyordu.Belki de 49 yıldır manen bu hasreti çekiyordu.Her okuyuşu onun için bir hazandı.Ondandır ki,sesi ve okuyuşu fıtraten hazindi.İçindeki hakiki sevgiliye vasıl olma hasreti, sesi ve tilavetine yansımış ,çok zamanlar bu derin hasretini gözyaşlarıyla ifade ediyordu
1969 yılı ise, onun için bambaşka bir yıldı.Sevinç ve kavuşma yılıydı sanki onun için. O öyle hissediyordu.

1968’e kadar hep hazin duran Şeyh Minşevi, bu yıl çok mutlu ve mesrur idi. Etrafına daima mutluluk tebessümleri saçıyor, bu tarifi kabil olmayan mutluluğunu Kur’an okurken yüksek sesle bağırarak ifade ediyordu.Doktorun okumasını yasak etmesine rağmen, aksine yüksek ses tonuyla okuyuşuna hiç kimse akıl erdiremiyordu.Fakat birisi vardı ki, bunu anlamıştı.O da babası Sıddik Seyyid. Onun içinbu konuda kendisine bir şey demiyordu. O dahi mutluydu…

1969 yılının ortalarına doğru ecelinin iyice yaklaştığını Cenâb-ı Hakk’ın bildirmesi ile hisseden Şeyh, bir gün; devamlı bir surette ayakkabısını boyattığı ve çok para verdiği için her zaman yanına gelen dilenciyi çağırır ve ona bu son verdiğim der. Ve nitekim hadise aynen cereyan eder.Hastalığı şiddetli bir şekilde artınca hastaneye kaldırırlar. Zamanın devlet başkanı Cemal Abdünnasır, tedavi için Londra’ya göndermek ister.Fakat Londra’ya tedaviye gitmek yerine Cenâb-ı Mevlâ onu, hakiki şifa ve saadet yurdu olan âhirete gönderir. Böylece 20 Haziran 1969 yılı, o hazin ses susmuş ve Şeyh Muhammed Sıddik Minşevi ruhunu yine doğduğu Cuma gecesinde henüz 49 yaşında iken teslim etmiştir.

Cenâb-ı Hakk mekanını Firdevs eylesin… Amin.

Babası Sıddik, ölümünü sabırla karşılamış ve böyle bir hayırlı evlada sahib olmanın şükür ve sevinci ile son ömrüne kadar bahtiyar bir baba olarak tüm İslam âlemine bir numune-i imtisal olmuştur.
Oğlunun ölümüyle ilgili duyduğu teessürü soranlara şöyle cevapta bulunur: “Her gün yaşadığımız bir hakikate nasıl razı olmayalım ki.. “ İnnâ Lillâhi va innâ ileyhi râciûn” demiştir.

Babası da , 1984 Nisan ayında bu dünyadan irtihal ederek 86 yaşında dâr-ı bekaya göçmüştür.Hayatında hiçbir nişan ve ödül almayan Sıddik Seyyid Minşevi: “ Benim için en büyük nişan insanlara Kur’an’ı sevdirmem ve onların bana olan muhabbetleridir” diyerek zühd ve takvada ne kadar yüksek olduğunu fiilen izhar etmiştir.

Ancak 1985 yılında da, Mısır devlet başkanı Hüsnü Mübarek Sıddik Seyyid el-Minşevi’yi birincilik ödülü ile gıyabında ödüllendirmiştir..



ALDIĞI NİŞANLAR


Muhammed Sıddik Minşevi, hayatında evvela Endonezya hükümetinden dünya birincilik nişanı, ardından Suriye’den bir nişan ve 1992‘de de, halen Mısır Devlet başkanı olan Hüsnü Mübarek’ten de birincilik nişanı ile gıyabında dünya kıraat birincisi ünvanı ile ödüllendirilmiştir. Muhammed Sıddik Minşevi’nin hayatında tescil ve kaydedilmiş şu an itibarıyle 150 kıraatı ve Mısır Kur’an radyosunda her ayda bir tertil üzere okunan bir hatm-i şerifi bulunmaktadır. Ve keza Mekkede kendi adına inşa edilmiş bir cami bulunmakta ve orada band kaydına çekilen kendi sesiyle ezan-ı Muhammedi okunmaktadır.

Şeyh, hayatı müddetince Endonezya, Suriye, Pakistan, Ürdün, Libya, Cezayir, Kuveyt, Irak, Suud-i Arabistan ve Malezya’ya giderek Kur’an okumuş ve çok kişinin Kur’anı sevmesinde vesilelik yapmıştır. Onu yakinen tanıyanlar tarafından nakledildiğine göre, Şeyh’in tilaveti ekser insanları ağlatmış,bu vesileyle ona karşı tarif edilmez bir muhabbet beslemişlerdir.

Cenâb-ı Mevlâ’ya hadsiz hamd-ü senalar ediyoruz ki, bizleri böyle Kur’an bülbülü ile tanıştırmış ve ezeli ve ebedi olarak kâinatın aktarında her daim okunan Kur’an-ı Azimüşşanı sevmeye müyesser etmiştir.

Bizler, tüm İslam âleminde BEDİ’UL KURRÂ diye iştihar eden Muhammed Sıddik el-Minşevi’ye Halik-ı Zül-celal’den ecr-i cezil ve rahmet-i vasia temenni eder, Fahr-ı âlem ve Resul-i Ekrem Muhammed-i Arabi Aleyhissalatü Vesselama sonsuz Salât-u Selam ederek bu mübarek tarihçeyi hitama erdiriyoruz.



Not: Hazırlamış olduğumuz bu mübarek tarihçe, tüm İslam aleminde kabul görmüş bilgilerden oluşmaktadır. Yoksa hazırlayanın şahsi kanaatinden değildir. Tamamen Mısır. Fars ve Arab kaynaklarının Türkçe’ye tercüme edilmesi ve Bediül kurrâ diye meşhur olan Muhammed Sıddik Minşâvi hakkında Arab televizyonları ve radyolarında yayınlanan belgesel ve benzeri programların itinalı bir şekilde derlemesinden hazırlanmıştır. İstifâdeye medar olacağını temenni eder, ecr-ü mükâfâtını Cenâb-ı Mevlâ’dan bekleriz.


Gencimam üyemizin imzası


  Alıntı ile Cevapla
 
Alt 17.Kasım.2008, 14:58   #9
Gencimam Gencimam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gencimam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  Yer: İstanbul / Elâzığ
  Konularım: 1063
  Mesajlarım: 1.613
  Aldığı Dua: 232
  Ettiği Dua: 0


Güzel bir Kur'ân ziyâfeti; Yûsuf Sûresi: 1 - 25


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz! Üye Olmak İçin Tıklayınız...]


Gencimam üyemizin imzası


  Alıntı ile Cevapla
 
Alt 17.Kasım.2008, 15:36   #10
Gencimam Gencimam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gencimam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
  Yer: İstanbul / Elâzığ
  Konularım: 1063
  Mesajlarım: 1.613
  Aldığı Dua: 232
  Ettiği Dua: 0

Standart

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz! Üye Olmak İçin Tıklayınız...]


Gencimam üyemizin imzası


  Alıntı ile Cevapla
 
  Yeni Konu Ekle        Yeni Cevap Ekle  

Anahtar Kelimeler
21, 22, 602, 605, asıl, büyüklüğü, değildir, fazla, geçiyor, hakkı, hayati, hemen, huşu, ihlas, insan, kalır, kendisi, olarak, onlara, sevgi, size, sizin, yakıyor, yok, yoktur


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:05.
DuaDenizi.Com tested by McAfee Security
isminiz@duadenizi.com
gibi msn adresi istiyorsanız
DuaDenizi.Com tested by McAfee Security

Forum Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7 . Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO
DuaDenizi.Com - Dua Ufkunuz | İslami Forum
Tasarım : İsmail Güneş - www.ismailgunes.web.tr

5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
İhbar için lütfen admin@duadenizi.com adresine mail atıınız.

islam ekseni | İslami Radyo | İslami Radyo Dinle | İyitoplist.Com